Yazmaya başlamadan önce bir
başlık bulmak gerek. Ama ben öyle doğaçlama yazıyorum ki önceden kestiremiyorum
ne yazacağımı, ve nasıl sonlandıracağımı da.Böyle olunca başlık
bulamıyorum yazılarıma. Hatırlar
mısınız, orta okulda kompozisyon dersimiz vardı da yazılıda sadece bir
kompozisyon yazardık.Ben nice sınav kağıtlarımda başlık yazmayı unutup
vermişimdir kağıdı. Bunun yüzünden hep puan kırmıştır hocalar benden. Üstelik o
zaman deyim, atasözü, özdeyiş gibi belli bir cümle üzerinden bir kompozisyon
çıkarmamız istenirdi yani ne yazacağımız başından belliydi de ben yine başlık
yazamazdım. Sıra arkadaşıma bakardım , acaba ne yazmış?, diye kopya çekmek
için.
Belli bir düşünce üzerinden
yazmam gerektiğinde kilitleniyor beynim, ilerlemiyor kalemim.O yüzden hiç
pekiyi alamadım hep iyi almışımdır. İyi, alıyormuşsun ya daha ne istiyorsun diye
düşünebilirsiniz. Galiba, diğer derslerimde de pekiyi değil de iyi bir öğrenci olmamın yüzü hürmetine o puana layık
görülürdüm. Edebiyat, resim,beden, müzik gibi dersler; sözüm ona asıl
bilimlerdeki başarına göre değerlendirilirdi. Demek isterdim fakat öyle geldi
öyle gitmekte.
Okunma kaygısı gütmeden yazıyorum
bu satırları, içimden geldiği gibi başlayıp içimden geldiği gibi
sonlandırıyorum. Başlık yazamadığım gibi sonuç da yazamam ama gelişme paragrafını güzel yazardım. Başka da ne kaldı zaten geriye değil mi? Ne diyordum, işte okunma, puan
alma gibi kaygılar gütmediğim için ne başlık var bu yazılarda ne de sonuç
cümlesi. Ben böyleyim diye rest çekmiyorum, zaten kendimle baş başayım herhangi
bir eylemim de yine kendime yapılacağından dolayı anlamsız olacaktır. Kendi
kendime rest çekip de tavır yapamam ya. Bu eksik yazıların beni ileride yürümek
istediğim yola götürecek köprüleri oluşturacağına inanıyorum. Tecrübeye önem
veriyorum ben. Bir gün başlık atmadığım zaman da sonuç yazmadığım zaman da
bunun eksikliğini duyup yazımı tamamlayacağımı düşünüyorum. Belki o zaman okunma
kaygısıyla yazarım. Böyle bir kaygının varlığıyla nasıl dönüşüme uğrar
yazılarım bilmiyorum.
Çok kötü de olsa ortaya çıkanlar,
önemsemiyorum şimdilik. Çünkü sevdiğim için yazıyorum, daha fazlası, yazmak
istiyorum evet istiyorum. Bir şeyi istediğim zaman düşünürüm ben, acaba neden
istiyorum diye?Sadece istediğim zaman mı, bir düşünce düştü mü aklıma
düşünmeden yapamam ben. Sonunda ne olduğunu bulmak için düşünüyorum ya da
kesinlikle buluyorum bu eylemlerim sonunda demiyorum.Sadece düşünürüm o kadar.
Beynimi hiç rahat bırakmam ki ben. Çoğu zaman beynimin düşünceden çatlayacak
gibi olduğunu hissettiğim bir duyguyla dolaşırım.Fakat soruların cevabını bulmak, soruyu sormaktan
çok daha zor. O kadar düşünceye yazık olmasın diye birtakım somut şeyler
çıkarıyor insanoğlu tabi, ama ne kadar doğru olduğunu asla bilemiyor. Siz kendi
vardığınız sonuçlara başkasının düşüncesini onayını ya da reddini almadan emin
olabiliyor musunuz? Ben kesinlikle onlardan değilim. Düş hamalıyım ben. Kendimi
rahatlatmak için bulduğum bir sonuç mu bilmiyorum ama sonunda rahatlıyorum,
benim için işlevi de bu düşünmek ve yazmanın.
özgeyevski
Sen yazmayı seviyorsun, bende senin yazdıklarını okumayı.. Sadece iyi değil cok iyi yazıyorsun .
YanıtlaSilNar
teşekkür ederim :)
YanıtlaSilÖzgeyevski