Zaman-e mektupları işte böyle...Kağıt kokusu ve hissetmek yok artık.Yazmak isteyince yazıyor insan ama bilgisayarın başında geçirilen saatlerin sonunda kendisine kalan baş ağrısına razı olarak oluyor bu.
Sadece mektupları yazma şeklim değişmedi elbet.Yaş aldım beraberinde de yaşlandım maalesef.Hani yaşlı tonton teyzelerimiz söyler ya " Hayat ağır geldi; taşıyamadım yavrum. " diye.Yirmi beş yaşına gelinceye kadar geçirdiğim travmalar bana da söyletti bu cümleyi. Arkama baktığımda görebildiğim tek şey çocukluğum; ve zor geçen çocukluk yıllarımda çevremdeki insanlara hatta beni anlamayan aileme karşı hep yalnız hissettim kendimi. O zamanlar çok küçüktüm Allah Babayla konuşurdum. Hala beni kimsenin anlayabileceğini düşünmüyorum.artık konuşmaktan da vazgeçtim ya yazıyorum boşaltmak için içimi ya da kitap okuyorum unutmak için kendi dünyamı...
Her zaman yazmadan önce bu kadar karamsar olmayacağımı söylesem de kendi kendime bu kaçınılmaz son bekliyor yazılarımı...
özgeyevski
Anlaşılmaya çalışmak anlatmaktan daha çok yoruyor insanı .. Artık böyle bir beklentim olmadan yasamaya çalışıyorum.
YanıtlaSil'Nar'
Bazen geç de olsa herkes bu sonuca varıyor..
YanıtlaSilÖzgeyevski