11 Mayıs 2013 Cumartesi

29,12,2011



Eski filozoflar tüm bilimleri bilirlermiş.Matematik, fizik, astroloji, psikoloji, yedi tane bilim vardı yanlış hatırlamıyorsam, şimdi eksik olanları tamamlayamayacağım.Şimdiki filozoflara, yazarlara, bilim adamlarına bakıyorum, hepsi de bir tane bilimden tam anlamıyla haberdar.Hayatları boyunca tek bir şeyin etkisi altında şekilleniyor tüm davranışları. O’nları eleştirdiğim filan yok.Tamam, çok da beğenmiyorum doğrusu ama kendim bir bilim dahi olsa hakkıyla biliyor muyum? Benim atalarım , çuvaldızı kendine iğneyi başkasına batır, der. Kendimi çok eksik buluyorum, daha fazlasını yapıyorum savaşıyorum kendimle. Ne yalan söyleyim bu konuda benden ileride olan sanat adamlarını görünce ümidim de yıkılıyor. Artık kimse öyle olamıyor, ben mi olacağım? Diye soruyorum kendime.
Mesela  Nurullah Ataç şiirin, şairin etkisinde kalmış. Her yazısında mutlaka bir beyit, bir dize. Lafın gelişi bir dedim daha da fazla oluyor. Hangi konudan açarsa açsın yazısını bir beyitle zenginleştiriyor. Kendisi de sık sık dile getiriyor yazılarında şair olmak istediğini, şiiri çok sevdiğini fakat olamadığını. İçinde ukte kalmış hem de öyle böyle değil. Zaten pek sevmem şiiri bir de bu ara üst üste Nurullah Ataç’ın kitaplarını okumam vesiyle gördüğüm beyitler beni iyice tiksindirdi. Belki ağır bir ifade oldu tiksinmek, bu konudan ne kadar sıkıntı duyduğumu ifade etmek için kullandım sadece, maksadanı aşan bir ifade oldu sanırım. Nimetten tiksinilmeyeceği gini sanattan da tiksinilmez bence. Teşbihte hata olmazmış.
Amatörce de olsa yazıyorum bu satırları. Acaba neyin etkisinde kalarak? Benim içimde ukte kalan şey ne? Öğrenmeden, daha sonra da etkisinde kalmadan bir sanat eseri ortaya çıkarmak mümkün değil mi? Bin bir çeşit şey varken hayatta ben bir şeyin etkisiyle yaşamak istemiyorum. Şuanda da etkisinde olduğum bir şey var mı, varsa da o nedir bilmiyorum?
Bilmeden sosyoloji biliminin içinde buldum kendimi. Psikoloji bilimiyle ilgileniyordum, nedenini bilmediğim sıkıntılarımı anlayabilmek için. Sosyolojinin bu isteğim, ihtiyacım konusunda bana hiç yardımcı olmadığını söyleyemem.Hatta ne zaman aklıma psikoloji gelse, her şeyde bir hayır vardır, sözünü tekrarlattı bana sosyoloji. Sormayı aklımdan dahi geçiremeyeceğim soruların varlığından haberdar etti beni. Çoğu soruyu cevabıyla birlikte sundu önüme. Tam bunun zevkine varmışken bıraktı, sen araştır daha fazlasını öğrenmek istiyorsan dedi bana okul. Öğrenmek istedim, farklı şeyler okudum fakat sosyoloji derya deniz ve ben şimdi bu öğrenme konusunda pek de başarılı olamadığımı düşünüyorum.
Bugün de bilimden, insandan, yaptıklarımdan, yapamadıklarımdan açmak geldi içimden. Karaladım bişeyler, karalama kelimesini bilinçli olarak kullanıyorum yazdıklarımın değerli olduğunu düşünmediğimi ifade etmek için.Çoğu kişinin zaman zaman da olsa hadi bir kere olsun yine de aklına gelmiştir bu cümleler. Benim tek farkım diğer insanlardan, onların önemsemediği düşünceleri ben yazarak kaydediyorum. Kimsenin önemsemediği şeyi önemsediğimi düşünmeyin sadece yazmayı sevdiğim için yapıyorum bunu. İlerde birgün, bunları neden yazıyorum? Sorusunun cevabını da bulursam mutlaka onunla da ilgili bir karalama yapacağım.

Özgeyevski

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder