Arayan belasını da bulurmuş,
mevlasını da. Ne kadar sık kullanırım bu cümleyi ama kim söylemiş bilmiyorum
halka mal olmuş işte. Böyle sözlere de anonim deniliyordu değil mi? Ne kadar
cahilim. Ben de aradım çok aradım hem de mevlamı da belamı da bulabilecek kadar
çok.
Farklı türden kitaplar sipariş
verdiğimi söylemiştim önceki yazımda . Aslında farklı filan değiller hepsi de
deneme yazıları. Zaten daha önce de edebiyatımızın klasik yazarlarının
romanlarını okumuştum. En çok da Peyami Safa'nın kalemini beğendim. O ne yazsa
beğendim.Hani benim de yazma hevesim, henüz yıkılmamış hayalim varya işte onun
için düşündüm ve kesinlikle bir roman yazarı olamayacağıma karar verdim. Neden?
Diye sorabilirsiniz çünkü cevabını biliyorum. Gerçi o soruyu her zaman sorabilirsiniz
ama bu sefer cevap verebileceğim size. Her neyse. Çünkü ben karakter
yaratamıyorum. Yapabildiğim tek şey kendimden, gözlemlerimden, hislerimden ben
de bırakılan izlerden yola çıkarak cümleleri sıralamak böyle.Yani yaratıcı
değilim ama taklitçi olduğumu da düşünmüyorum. Şahsıma münhasırım işte. Belki
bu cümle de çok kendini beğenmişlik oldu. Öyleyse öyle şahsıma münhasırım ben.
O zaman düşündüm benim yazdığım bu yazıları
nereye koyabilirim ya da kendimi daha da geliştirip, nasıl olsa yaşım
küçük,yazılarımı neye benzetebilirim.
Deneme yazılarına yakın bir tarzım olmasına rağmen böyle bir çaba içine
girmeden bunun ve daha acısı deneme yazılarının varlığından bihaberdim Deneme
yazısını da bilmiyorsan hiç uğraşma diye içinizden geçirmiş ve bu yazının sonunu
getirme hevesiniz yok olup gitmiş olabilir. Tabi ki biliyordum yani sizin
bildiğiniz kadar. Şimdi size de çamur atmış gibi oldum. Özrüm kabahatimden
büyük oldu. Yanlış anlaşılmamak için düzeltiyorum. Maalesef memleketimde çoğu
kişi deneme yazısı deyince ‘eskiz’ kelimesi canlanıyor hafızasında. Daha
bitirilmemiş bir ön karalama gibi ben onları düşünerek genelleme
yapmıştım.Bahsettiğim kişilerde üniversite mezunları yani öyle yolda önüme
gelene sorup da sonra böyle bir yargıya varmadım. Üniversite okuyanları da
yücelttim kafamda sanmayın ama karşılaştırma yapabilmek için daha iyi bir ayrım
gelmedi aklıma. Bizim memlekette okuyanlar işte bilemeyenler kısacası. Onların
da suçu değil elbet. İlgisi olmayan insan öğrenmek için ekstra bir çabaya
girmiyor. Okul dediğimiz binalarda sadece pozitif bilimleri tanıttığı için
edebiyatımızı öğrenmek ancak ilgiye muhtaç kalıyor. Neyse ki benim durumum o
kadar vasat değil yani umut vadediyorum. Konuyu da getirdim nereye bağladım.
Her şey niyete göre var oluyor.
Şimdi elimde olanlarda yine bizim
edebiyatımızın ünlü deneme yazarları. Yazmaktan okumaktan bahsediyorum da topu
topu iki türle tanışmışım. Biri roman diğeri ise deneme. Şiiri hiç sevemedim
neden bilmiyorum belki de anlamadığımdandır. İçimde öyle duygu patlamaları yapmaz.
Hadi patlamadan geçtim de anlamıyorum işte ne yapsın. Sevmek için anlamak
gerek, bir filozof söylemiş. Benim biraz hafıza problemim olduğu için şimdi
kimin söylediğini aktaramayacağım size. Ne kullanıyorsun o zaman diye bana
kızabilirsiniz ama siz de itiraf edin cuk diye oturmadı mı?
Bir yazıya başlamak kadar onu
bitirmek de çok önemli hatta yazının bütünü yazıya başlamaktan daha önemli.
Yazarım, yazarım çok da güzel olur misal yani. Bir amacı olmadığını anladığınız
zaman hem kızarsınız bana hem de zamanınız boşa geçtiği için üzülürsünüz. En
kötüsü de bir daha benim imzamı taşıyan yazıları hiç okumazsınız. Size
haksızsınız demiyorum ama aklıma da bir soru geliyor. Bu dünyada kaçıncı
yılınız bilmiyorum.Bu yazıyı okuduğunuza göre ve benim yaşımı düşünecek olursak
hiç de az olmamalı. Ey bu satırları okuyan ve anlamsız olduğunu düşünen sen,
nefes aldığın sürece yaptığın her eylemin anlamlı olduğunu söyleyebilir misin
bana?
Nurullah Ataç ismini duymuşsunuzdur mutlaka. Eğer onun
yazılarını okuduysanız kesinlikle onun etkisinde olduğumu kendinizden emin bir
şekilde söylerdiniz. Daha önce, en azından yazılarım konusunda taklitçi
olmadığımı düşündüğümü söylemiştim. Hala da öyle düşünüyorum. Ben Nurullah
Ataç’ı tanımazken de böyle yazıyordum. O benden önce yaşamışsa daha da önemlisi
edebiyatımızın önemli bir ismi olmuşsa, bu benim taklitçi yaftasına layık
olduğumu mu gösterir? Bence bu yazılarımın bir umut vaddettiğinin belgesidir.
özgeyevski
özgeyevski
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder