9 Mayıs 2013 Perşembe

26.12.2011



Arayan belasını da bulurmuş, mevlasını da. Ne kadar sık kullanırım bu cümleyi ama kim söylemiş bilmiyorum halka mal olmuş işte. Böyle sözlere de anonim deniliyordu değil mi? Ne kadar cahilim. Ben de aradım çok aradım hem de mevlamı da belamı da bulabilecek kadar çok.
Farklı türden kitaplar sipariş verdiğimi söylemiştim önceki yazımda . Aslında farklı filan değiller hepsi de deneme yazıları. Zaten daha önce de edebiyatımızın klasik yazarlarının romanlarını okumuştum. En çok da Peyami Safa'nın kalemini beğendim. O ne yazsa beğendim.Hani benim de yazma hevesim, henüz yıkılmamış hayalim varya işte onun için düşündüm ve kesinlikle bir roman yazarı olamayacağıma karar verdim. Neden? Diye sorabilirsiniz çünkü cevabını biliyorum. Gerçi o soruyu her zaman sorabilirsiniz ama bu sefer cevap verebileceğim size. Her neyse. Çünkü ben karakter yaratamıyorum. Yapabildiğim tek şey kendimden, gözlemlerimden, hislerimden ben de bırakılan izlerden yola çıkarak cümleleri sıralamak böyle.Yani yaratıcı değilim ama taklitçi olduğumu da düşünmüyorum. Şahsıma münhasırım işte. Belki bu cümle de çok kendini beğenmişlik oldu. Öyleyse öyle şahsıma münhasırım ben.
 O zaman düşündüm benim yazdığım bu yazıları nereye koyabilirim ya da kendimi daha da geliştirip, nasıl olsa yaşım küçük,yazılarımı  neye benzetebilirim. Deneme yazılarına yakın bir tarzım olmasına rağmen böyle bir çaba içine girmeden bunun ve daha acısı deneme yazılarının varlığından bihaberdim  Deneme yazısını da bilmiyorsan hiç uğraşma diye içinizden geçirmiş ve bu yazının sonunu getirme hevesiniz yok olup gitmiş olabilir. Tabi ki biliyordum yani sizin bildiğiniz kadar. Şimdi size de çamur atmış gibi oldum. Özrüm kabahatimden büyük oldu. Yanlış anlaşılmamak için düzeltiyorum. Maalesef memleketimde çoğu kişi deneme yazısı deyince ‘eskiz’ kelimesi canlanıyor hafızasında. Daha bitirilmemiş bir ön karalama gibi ben onları düşünerek genelleme yapmıştım.Bahsettiğim kişilerde üniversite mezunları yani öyle yolda önüme gelene sorup da sonra böyle bir yargıya varmadım. Üniversite okuyanları da yücelttim kafamda sanmayın ama karşılaştırma yapabilmek için daha iyi bir ayrım gelmedi aklıma. Bizim memlekette okuyanlar işte bilemeyenler kısacası. Onların da suçu değil elbet. İlgisi olmayan insan öğrenmek için ekstra bir çabaya girmiyor. Okul dediğimiz binalarda sadece pozitif bilimleri tanıttığı için edebiyatımızı öğrenmek ancak ilgiye muhtaç kalıyor. Neyse ki benim durumum o kadar vasat değil yani umut vadediyorum. Konuyu da getirdim nereye bağladım. Her şey niyete göre var oluyor.
 Şimdi elimde olanlarda yine bizim edebiyatımızın ünlü deneme yazarları. Yazmaktan okumaktan bahsediyorum da topu topu iki türle tanışmışım. Biri roman diğeri ise deneme. Şiiri hiç sevemedim neden bilmiyorum belki de anlamadığımdandır. İçimde öyle duygu patlamaları yapmaz. Hadi patlamadan geçtim de anlamıyorum işte ne yapsın. Sevmek için anlamak gerek, bir filozof söylemiş. Benim biraz hafıza problemim olduğu için şimdi kimin söylediğini aktaramayacağım size. Ne kullanıyorsun o zaman diye bana kızabilirsiniz ama siz de itiraf edin cuk diye oturmadı mı?
Bir yazıya başlamak kadar onu bitirmek de çok önemli hatta yazının bütünü yazıya başlamaktan daha önemli. Yazarım, yazarım çok da güzel olur misal yani. Bir amacı olmadığını anladığınız zaman hem kızarsınız bana hem de zamanınız boşa geçtiği için üzülürsünüz. En kötüsü de bir daha benim imzamı taşıyan yazıları hiç okumazsınız. Size haksızsınız demiyorum ama aklıma da bir soru geliyor. Bu dünyada kaçıncı yılınız bilmiyorum.Bu yazıyı okuduğunuza göre ve benim yaşımı düşünecek olursak hiç de az olmamalı. Ey bu satırları okuyan ve anlamsız olduğunu düşünen sen, nefes aldığın sürece yaptığın her eylemin anlamlı olduğunu söyleyebilir misin bana?
            Nurullah Ataç ismini duymuşsunuzdur mutlaka. Eğer onun yazılarını okuduysanız kesinlikle onun etkisinde olduğumu kendinizden emin bir şekilde söylerdiniz. Daha önce, en azından yazılarım konusunda taklitçi olmadığımı düşündüğümü söylemiştim. Hala da öyle düşünüyorum. Ben Nurullah Ataç’ı tanımazken de böyle yazıyordum. O benden önce yaşamışsa daha da önemlisi edebiyatımızın önemli bir ismi olmuşsa, bu benim taklitçi yaftasına layık olduğumu mu gösterir? Bence bu yazılarımın bir umut vaddettiğinin belgesidir.

özgeyevski

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder