Sevgili Nar,
Sana hitap ederek bir yazı kaleme almayalı gerçekten çok oldu...Hayatı kendimize dar etmek konusunda ikimizde çok başarılıyız. Elbette her şeyi çok takmıyoruz ama gerçekten kendimizi bunalttığımız konular var işte orada rahat olabilmek mesele ve dolayısıyla çözüm belki de.
Mesela sen kendini kaybettiğini düşünüyorsun ve her gelişmede ve olaydaki tepki veya hislerinde kendini yeniden bulmaya çalışıyorsun (tamamen yanlış olabilir). Bir şeyin üstüne bu kadar odaklanmak çok yorucu olsa gerek. En kafa tabirle kafanı skme.Yaşadığımız en kötü günlerin de bize bir katkısı olmuştur ve gereklidir. Senin çaban 'yarın' ve onu şekillendirmen dün ile uğraşmandan çok daha kolay bence..
Aslında biliyorum Nar ben bazı şeylere sahip olarak ya da onlardan noksan olarak herhangi bir değişime uğramayacağım ama bak sana telkinde bulunduğum her şey aslında kendime söylediğim ama başaramadığım şeyler..Her zaman böyle olmaz mı zaten insanlar her şeyi kendinden bilir. İşte ben de kendimden biliyorum.Bu aralar kafama taktığım en çok iki şey var biri işsizlik diğeri ise kilo. İşsizlik daha az çünkü önüme koyduğum bir hedefim var. Bu insanı çok rahatlatıyor sonuçlanana kadar. Çünkü insan amaçsız yapamıyor. Ama üç kilo aşağıda ya da yukarıda olmak benim psikolojimin iyi ya da kötü olmasında bir numaralı etken ama ne? Değmez. Bilmiyorum. Belki kendime de itiraf edemiyorum beğenilmek arzusundan geçiyordur çünkü ben de kendimi beğenmiyorum. İşte konu geldi özgüvene dayandı değil mi :) Özgüven resmen pamuk ipliğine bağlı, aslında değil çünkü kilo veriririm bu sefer başka bir şey zedeler beni. Yani kişiliği zayıf mı demeliyim yoksa kendinden hiç memnun olmayan bir insan mı bilemedim?Yalnız bazı konularda da özgüven patlaması yaşıyorum :)Ah bu konular...Dikkat ettim de aynı zamanda aynı sıkıntılardan müzdarip oluyoruz :)
Gözlerinden öperim...
ELİF
22 Ağustos 2013 Perşembe
20 Ağustos 2013 Salı
18 Ağustos 2013 Pazar
beklentiler
Hiç unutmam üniversite 1. sınıfta bir hocam ilk dersinde 'Unutmayın çocuklar hiçbir zaman başarılı olmak zorunda değilsiniz.' demişti ve öyle başlamıştı derse. O zaman bunun ne demek olduğunu anlamamıştım aslında hala tam olarak anlayabildiğimi söyleyemem. Nasıl başarılı olmak zorunda olmayalım tabiiki de zorundayız. Benim bugün yaşadığım sıkıntıların tek nedeni sadece başarı neredeyse. Bu kadar önemli bir yeri var hayatımda, hayatımızda. Yaşamaya bile devam edemeyiz temel ihtiyaçlarımızdan olan kabul görmek, sevilmek ihtiyaçlarımızı karşılayamamakla beraber birçok hoş olmayan tepkiye maruz kalmak zorunda kalırız. Aslında bunları kaldırabilen çok güçlü bir kişiliğe sahip olan insandır ama onun güçlü olduğunu kim düşünür veya kabul eder! Bir kere o 'normal' denecek kadar başarılı olmayı bile becerememişken güçlü demek de nereden çıkıyor? Hepimiz böyleyiz o yüzden bu yazdıklarımı anlayamayacak belki de hak vermeyecek kimse yoktur. Ama böyle yazıda durduğu zaman çok acımasızdır bu düşünceler herkes karşı çıkar vicdandan bahseder. Ne var ki gerçek hayattan bunu çürütecek bir örnek yoktur bulamaz. Kendisi de dahil olmak üzere bu kalıplaşmış yargıya isyan etmez etmeyi düşünmez bile...
İşte benim sıkıntılarımdan biri de başarabildiğim kadarıyla kabul görme ihtiyacım ve bunun getirdiği endişemdir.
ELİF
İşte benim sıkıntılarımdan biri de başarabildiğim kadarıyla kabul görme ihtiyacım ve bunun getirdiği endişemdir.
ELİF
anlamlar karmaşası
Son günlerde ne kadar çok çelişkiye maruz kaldım. Çok monoton bir hayatım var derken uyum sağlayamadım hayata ve sarstı beni fena.Kendine çok güvenen ama sayısal kafası olmayan ve lise mezunu biriyle tanıştım örneğin. Bu bir çelişki değil mi? Belki daha da garibi benim bu kişinin karşısında ezilmemdi. Daha sonra ne oldu? Onun mantığının neredeyse vasat derecede olduğunu görmem kendime güvenimin gelmesini sağladı.
Ne kadar baskılamış toplumun kuralları beni.Hamur misali yoğurmuş beni. Onun kalıplarından bir milim bile dışarı çıkamaz hale gelmişim. oysaki George Orwell'ın 1984 adlı romanını okurken kendimin böyle olmadığına neredeyse emindim ve nasılda eleştiriyordum oradaki insanları. Bazı olayları yaşadıkça böyle kendime karşı farkındalığım da artıyor işte.
Üniversite okumamışsa matemetiği, analitik zekası yoksa kendine güvenmesin mi bu insan?Benim sadece sayısal zekam var diye kendime güvenmem nereye konulabilir peki? Bize diyorlar ki okumalısın adam olmalısın üniversite okumak çok önemli! Sonra ne oldu? Koskocaman bir işsiz ordusu oldu.. Şimdi kendimiz de dalga geçiyoruz bu halimizle. Ama hala ilk tanıdığımız bir insanda aradığımız önemli bir özellik oluyor lisans mezunu olup olmaması. Bu da bir çelişki değil mi. Etti mi iki :)
Sosyolojiyi ve o kadar kitabı okuduktan sonra hala bu tip fikirlerin beni esir almasını aklım almıyor doğrusu... Mutlaka bir katkısı vardır. İyi ki de okumuşum tüm bunları onlara rağmen bu haldeysem onlar olmasaydı hayatımda ne halde olacaktım acaba?
ELİF
Ne kadar baskılamış toplumun kuralları beni.Hamur misali yoğurmuş beni. Onun kalıplarından bir milim bile dışarı çıkamaz hale gelmişim. oysaki George Orwell'ın 1984 adlı romanını okurken kendimin böyle olmadığına neredeyse emindim ve nasılda eleştiriyordum oradaki insanları. Bazı olayları yaşadıkça böyle kendime karşı farkındalığım da artıyor işte.
Üniversite okumamışsa matemetiği, analitik zekası yoksa kendine güvenmesin mi bu insan?Benim sadece sayısal zekam var diye kendime güvenmem nereye konulabilir peki? Bize diyorlar ki okumalısın adam olmalısın üniversite okumak çok önemli! Sonra ne oldu? Koskocaman bir işsiz ordusu oldu.. Şimdi kendimiz de dalga geçiyoruz bu halimizle. Ama hala ilk tanıdığımız bir insanda aradığımız önemli bir özellik oluyor lisans mezunu olup olmaması. Bu da bir çelişki değil mi. Etti mi iki :)
Sosyolojiyi ve o kadar kitabı okuduktan sonra hala bu tip fikirlerin beni esir almasını aklım almıyor doğrusu... Mutlaka bir katkısı vardır. İyi ki de okumuşum tüm bunları onlara rağmen bu haldeysem onlar olmasaydı hayatımda ne halde olacaktım acaba?
ELİF
16 Ağustos 2013 Cuma
Martinin cigligiydim..
Martıların cigliginda sakliydim ben.. Sen duymadın..
Dalgaliydi benim yüreğim..
Hoyratca kıyıya vurup duran..
Sag sol bilmeden..
Uzaklaştıkça yakınlaşan..
Kaçmak istedikce bir o kadar bağlanan..
Yolu yoktu yüreğimin..
Durgun su gibiydi ...
Taşı sen attın
Ben dalgalandikca dalgalandim
Gittikçe büyüdü dalgalarım..
Hircinlasti isyan edercesine..
Seni sevip girdap olmayı sectim..
Dalganın bir sonraki dalgayı hic yakalayamaması gibiydim..
Yine de ben seni sectim..
'Nar'
'Nar'
14 Ağustos 2013 Çarşamba
Yan!
Rüzgar...
Sessiz eserek dalgalandirdi saçlarımı.
Kokunu bulaştırdı üstüme..
Döndü durdu etrafimda seni soyleye soyleye..
Adın uguldadi kulaklarımda sessiz sessiz.
Sol yanımda sensizliğin yükünü taşıdı benle çığlık çığlığa!
Burnumda kaldı kokun..
Bitmek bilmedi silinmedi..
Seni çektim icime nefes niyetine..
Güneş ..
Kamaştırdı gözlerimi ..
Sadece seni göreyim diye..
İsitti, yaktı hissettirmeden yavaş yavaş..
Büyüdü bu ateş sol yanımda..
Yaktı sol yanımı sensizlikte.. Sensizliği cehennem diye andı!
Sen yoksan ferah yoktu.
Yan dedi!
Ruhuma yan dedi!
Bitmeyecek sensizlikte yanmakti artık ömür dedikleri..
Yagmur..
Durmaksizin yağdı seni söyleye söyleye..
Yıkadı tüm sehri..
Sensiz islandi yüreğim..
Sensiz islandi ruhum.
Yarım kaldi sol yanim..
Toprak kokusu sindi üstüme.. Yagmur sonrası yokluk oluştu icimde..
Ah o yokluk.
Sana duyduklarımın, sana konuştuklarımın , icime hapsettiklerimin varlığı nasıl bir yokluk oluşturdu icimde.
Var olmak yokluğu nasıl getirdi beraberinde ..
Ahh dedi sol yanım ..
İlle de o.. İlle de o..
'Nar'
'Nar'
11 Ağustos 2013 Pazar
Vazgeçilmezlik..
Onu görmeyi cok seviyorum.. Göz göze gelebilmeyi.. Sarılmayı.. Öpmeyi .. Buna engel olamıyorum. Aslında engel olmak istemiyorum ama bu durum beraberinde tanimlayamadigim bir his getiriyor. Tam göğsümde sıkıştırıyor bu his beni. Yapayalniz hissettiriyor.. O an ne yapsam mutlu olamıyorum. Hersey daha gerçekçi . Hayatın devam ettiğini, her insanın belli bir gorevi/kaderi olduğunu dusundurtuyor. Sevmiyorum bu hisi.. Bu his yayılıyor vücuduma .. Gözlerimi yaşatıyor , beynimi uyumaya zorluyor, ayaklarım hareket etmek istemiyor oldugum yerde kalayım istiyorum. Konuşma yetimi kaybediyorum. Duyuyorum cevremdeki sesleri ama algilayamiyorum.. Daha cok çekiliyorum icime. Daha cok kapıyorum kendimi dünyaya.. İmkansizlik belki de tanımı bu hissin. Bilmiyorum. Hayatımda kendimle ilgili hiçbirşeye net bir yanıt veremiyorum. Bu kadar sevmek zorunda miydim? Cok acı veriyor ama vazgeçemiyorum.. Vazgeçemiyorum .. Vazgeçemiyorum..
'Nar'
'Nar'
3 Ağustos 2013 Cumartesi
Kafe Mektup
Zamanı geldiginde bir kafemiz olmali!!.. Kütüphane tarzında.. Sadece kitap okumak isteyenler gelebilsin. Sadece klasik müzik çalalım belli saatlerde. Köpük dolu kahve eşliğinde kitapları içinde kaybolsunlar. Kafenin içi yeni kitap kokusu ve kahve kokusuyla dolsun.. Kafe'nin dışına bir kara tahta ativerelim.. Her gün bir kitaptan beğendiğimiz bir cümleyi , ya da bir şiirin bir kıtasını paylaşalım .. Masalarımız tahta olsun.. Tahtanın üzerinde bir cam.. Ve belki birbirimize yazdığımız mektupların bir kısmını içeren notları koyarız bu camın altına.. -elbette özel seylerden bahsetmemeliyiz- mektuplar hakim olmalı Kafe'ye .. Ne bileyim belki bazen ikram edecegimiz küçük kekler üzerinde mektup figürlu süslemeler olur. Ya da hesabı mektup icinde sunarız. Duvarların büyük kısmı kütüphane olmalı. Tahta,kitap, kahve kokusu kafemizin imzası olmalı. Belki de imza günleri düzenleriz kim bilir? Bir yazarla sohbet duzenleriz. Samimiyetin kaybolmadigini gösterebiliriz belki insanlara. Ah nasıl mutlu etti beni hayali.
'Nar'
'Nar'
Huzura doğru ..
Bazen kendimi hayata degil de ölüme adayasim geliyor..
Ölmek istemek degil kastım .. Ölüme hakkıyla hazırlanmak..
Huzuru arıyorum , kim oldugumu arıyorum ...
'Nar'
Ölmek istemek degil kastım .. Ölüme hakkıyla hazırlanmak..
Huzuru arıyorum , kim oldugumu arıyorum ...
'Nar'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)