27 Haziran 2015 Cumartesi

Bir deli kız türküsü 2

Madem konuşarak çözemiyordum problemlerimi.. Yazmam gerekiyor dedim kendime. Kendi küllerimden yeniden doğabilmek için gayret göstermeliydim. Ve bu yolda tek başımaydım. Bunu biliyordum, hissediyordum. İçimde kırılıp etrafa belirsizce dağılan duygularımı toplamaya gücüm yoktu. O duyguları terketmeye, herşeye yeniden başlamaya karar vermiştim. Bunu kendim için yapmalıydım. Daha iyi olabilmek, mutlu olduğumu hissedebilmek için yapmalıydım. Hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağı, benim eski ben olmayacağım bir gerçekti. Fazlasıyla kaybım vardı kendimden. Toparlanmaya çalışmak belkide hala savaştığımın bir kanıtıydı. Bilemiyorum. 

Çok basit şeylerden alınabiliyor, çok basit şeylere kızabiliyordum. Beni üzen şeyleri asla unutmuyordum. Hissettiklerimi unutmam mümkün değildi. Konuşamadıklarım içimde yanan bir taş gibi oturmuştu. Her seferinde yandıkça yanıyordu. Ne diyeceğimi bilememekten, gerçekleri öğrenmek isteyip istemediğimi bilmediğimden, doğru dürüst tepki bile veremediğimden nefes bile almak zordu benim için. 

Ah İstanbul...
Bana öyle çok verdin ki sevdiklerimi...
Benden öyle çok aldın ki sevdiklerimi...
Dengeyi kuramadım. Göz yaşlarımı Sultan Ahmet'te, kahkahalarımı Beşiktaş sahilinde bıraktım ben. En sevdiklerimi acımasız bir şekilde kopardın benden. Seni sevdiğim kadar nefret de ettim senden. Bir daha sana dönmemek üzere kaçabilsem senden, her şeyi gerçekten geride bırakabileceğimi bilsem, ah bi bilsem... Kanatlarımı sen yapar, yine uçar kaçarım senden.

Ben seni çok sevdim dost. Öyle sevdim ki. Sen benim özgürlük, sevda, cesaret, en önemlisi de dost tanımımdın. Seni şu an sevmiyorum asla diyemem. Ama öyle kırgınım ki sana, öyle yaralar bıraktın ki bende.. Seni uzak tutma zamanım gelmiş kendimden. Küçücük olayı abartırım ya ben hani... O bizim sonumuz oldu dost. Demişsin ya '' Mutlu edemiyorsan son selamın vakti gelmiştir.'' diye mutlu ettiğin kadar üzüldüm ben. Belki de daha çok üzüldüm. İnan bunun ayrımını yapacak durumda bile değilim henüz. Ama son gün, o son güneşli haziran günü sana yine kırılarak bitirdim ben. Biz neden böyle olduk diye ne çok sordum ve ne çok cevap alamadım ben biliyor musun? Senin koca yalanının gerçek olduğu o günden beri nasıl uzağım ben kendimden sen biliyor musun? Kendimi senin o yalanına oturtmaya çalıştığım o zor günlerde ne kadar yalnızdım biliyor musun? Seni affetmeye ne kadar uğraştığımı biliyor musun? Ama hayır sen bunu haketmiyormuşsun. Benim tanıdığım sen zaten sen değilmişsin. Ben seni kafamda öyle güzel şekillendirmişim ki, sen de o role bürünüp parçam oluvermişsin. Sen giderken beraberinde beni de götürdün dost. Beni bende bırakmadın. Ben artık bambaşka biri olma yolundayım. Kararlıyım. Yeniden başlayacağım. 

Bu dönem kendimi kitaplara verdim seni düşünmemek, sana daha fazla sinirlenmemek için. Ne ben hakediyorum kendimi daha fazla parçalamayı ne de sen bu kadar düşünülmeyi. Kitaplarda bazen şifrelerin peşinde koşan bir adam oluveriyorum bazense toprağını güden bir ana... Ben olmamak için fazla uğraş veriyorum günlerdir. Kendimi dinlemek, kendim olmak istemiyorum bir süre. Kitapların sayfalarını kanat yaptım, kaçtıkça kaçıyorum kendimden. 

Seni unutmak mı? Seni asla unutamam dost. Ama sen benim için artık bir anı oldun. O haziran akşamı öldün sen bende. Çektiğim ızdırabı bilemezsin. Kimse bilemez. 

Ben böyle duygusal biri olmasaydım daha kolay geçer miydi bu alışma sürem?
Ben bu denli saf biri olmasaydım, sana inanmak o kadar kolay olur muydu?
Ben bu denli kararlı olmasam, senden bu şekilde vaz geçebilir miydim?

Bana yaşattığın güzel ve yalan günler aşkına!
Allah'a emanet ol dost!

'Nar'

15 Haziran 2015 Pazartesi

Bir deli kız türküsü...



Daha zor neler yaşayabilirim diye düşünmekten vazgeçtim. Bunun için özel bir uğraşım yok artık aslına bakarsan. Yaşadıklarımız zaten beraberinde vazgeçebilmeyi getiriyormuş arkasından. Acı çekiyorum. Özetle son 1 ayım bu şekilde geçiyor. ' Sen ne yaşadın ki acı çekiyorsun ' diye soranlara.. '' Acı çeken insan acı çekiyor demektir, acılar arasında hiyerarşi yoktur. Dereceleri olabilir, ama bu bir acıyı diğerinden daha mühim kılmaz. '' diyorum. Çokça sevdiğim birinin hayatıma katkısıdır bu ifade.


Özgür hissediyordum kendimi onunla beraberken. O benim çılgın ve özgür yanımdı. Hayranı olduğumu düşündüğüm o pisliğin bana kazandırdığı en güzel insandı o benim için. Hala benim için en güzel, en özgür, en güçlü, en ben!


Yıllarca beraber yaşadığımızı düşündüğüm tüm güzellikleri benden aldı götürdü bir gün... Yaşadıklarımın gerçek olup olmadığını sorgulattı bana. Özgürlüğüm ise tamamen elimden alınmış gibi hissettim. Özgür tarafım dediğim kişi beni kendime tutsak etmişti. Çokça kırgındım. Kabullenemedim. Bir daha konuşmak bile hata olacaktı o zamanki düşüncelerimde ... Tüm insanlara inancımı yitirdiğimi hissettim. Kabuğuma öylesine çekildim ki korkak ben geri dönmüştü. Önce kendimden korktum. Fazlasıyla korktum. Acaba yaşadıklarım gerçek miydi? Beynimin bir oyunu muydu? Bunun ayrımını nasıl yapacağımı bile bilemedim. Çok düşündüm, düşündükçe çok daha fazla kırıldım. Özgür yanımın bana ihanet ettiğini düşündüm. Yalandı yaşadıklarım, her şeyi saklamıştı 2 sene boyunca. 2 sene mutlu hissettiğim her durumda yalnız olduğumu öğrendim. Uyuyamadım, ağladım. '' Bana nasıl yapar? '' cümlesi günaydınım olmuştu.


Ben bunları yaşarken en çok bana ihtiyacı olduğunu biliyordu... Ben de biliyordum.. Kırgınlığımın geçmesini bekledim, bana yanında olmadığım için kızgın olsa bile o da bekliyordu, biliyordum. Her şeyi bana '' benle konuşmayacağını bile göze alarak bunu bilmen gerektiğini düşünüyorum '' diyerek anlatmıştı. Bu korku ona zaten yetmişti. O beni kaybetmekten korkmuştu, ben de onu kaybetmekten korkmuştum. Bana ihtiyacı olduğunu 1 hafta sonra daha fazla idrak etmiştim. Acı çekiyordu. Benim özgür yanım acı çekiyordu. Ona acı çektiren yıllar önce sevmeye başladığımız adamdı. Acısına ortak olamıyordum...

'Nar'