Son birkaç aydır kendimde değilim. Düşüncelerim yorgun ve pes etmiş şekilde beynimde varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. Kendime olan öz güvenimi soyutladım dünyadan.. Soyutladılar desem başkalarınn kendi hayatıma invaze olmasına izin verdiğim için daha çok kızacağım kendime. Ama gerçek olan da bu sanırım. Bezdirildim. Kötü olduğum, beceriksiz olduğum vuruldu sürekli yüzüme. Hiç bir şeyden anlamadığım savunuldu. Haksız olan taraf daima ben olduruldum. Halbuki beceriksiz, kötü ya da haksız olacak kadar vaktim bile olmadı. Her insan gibi tecrübelenerek adım attım hayata. Her an bir önceki andan daha donanımlıydı benim için. Hep sustum, susturuldum, susturulduk. Çok sevdiğimden sustum. Çok sevdiğim ne kendim ne de karşımdakiydi.. Öyle sevdim ben mesleğimi..
Tüm bunların üzerine ruhuma nüfuz edemeselerde vücuduma nüfuz etti tüm sıkıntılar. Hastalıklar hiç bırakmadı peşimi. Kendi hastalığım hiç üzmedi beni ama çok yordu. Ardından annemin hastalandığını duyunca dünyadaki tüm sesler yok oldu. Ben yok oldum. Bu sefer hiç düşünemiyordum. Uyuşuktu tüm bedenim. Nereye neden gidiyor, neyi neden yapıyordum? Kendime cevap aramayacak kadar uyuşuktum. Cevabını gördüğüm tek şey gerçek dostların kim olduğuydu.. Kızdım uyuşukluğun çepe çevre sardığı beynim düşünemediğinden çok kızdım.. Ama öyle güzel geçti ki bu kızgınlık.. Tecrübe etmeyen bilemezdi. Sadece birşeyin daha fazla kafamda kazınmasını çok istedim. Ben bu dünyada yalnızdım...
'Nar'
26 Nisan 2014 Cumartesi
26 Ocak 2014 Pazar
22 Ocak 2014 Çarşamba
Tabu
Bana yakışmayan, başkalarının bana yakıştırmadıklarını yapmamaktı. Kendi dünyamın en büyük tabusu olmuşum. Kendi dünyamı kendim oluşturdum sanmışım.. Pişmanlık yılların geçmesi ile bende daha çok artar oldu.. Yıllanmak bana ağır geldi.. Eksiklerimi yüzüme çarptı. İdeal olmaya ne gerek vardı? İdeal olunabilir miydi? Sabretmek bu işin çözümü de değil. Cevabımı bulamıyorum. Çünkü hayata yönelttiğim soru sessiz.. Ben bile duyamıyorum.
'Nar'
'Nar'
20 Ocak 2014 Pazartesi
Yanlış zamanda yanlış yer...
Kader denilen olayın tam olarak sınav olduğunu düşünür oldum. Başıma gelen her şey, her insan bende bu duyguyu yaşatır oldu. Öylesine hevesimi kaybettim. Insanların birbirlerine tahammül edememesine alışamaz oldum. Haksız yere ithaf edilmek, nezaketsizliğe maruz kalmak motivasyonumu fazlasıyla düşürmekte bu aralar. Baş rolü kaptığım bu yaşamda yapabileceğim şeyin sabretmek ve dua etmek olduğunu anladım.
Karşımdakinin benle ilgili düşüncelerine nüfuz edebilmek mi? Mümkün değil. O ön yargıyı kırmak bana bağlı değil. Okumuş insandaki cehaletten korkacaksın. At gözlüğü ile yaşamlarına devam ederlerken bir hiç olduklarına şahit olmaksa bana verilen hediye..
'Nar'
Karşımdakinin benle ilgili düşüncelerine nüfuz edebilmek mi? Mümkün değil. O ön yargıyı kırmak bana bağlı değil. Okumuş insandaki cehaletten korkacaksın. At gözlüğü ile yaşamlarına devam ederlerken bir hiç olduklarına şahit olmaksa bana verilen hediye..
'Nar'
19 Ocak 2014 Pazar
Sonsuzluğu barındıran dar dünyam
Okuyor ve dinliyorum. Konuşmak benliğime ait bir parça değil. Kelimeleri kullanabilmek gibi marifete sahip değilim.. Olayları analiz de edemiyorum gerçi. Bu hep düşündürüyor beni. Ne diye yaşıyorum acaba? Belli bir amaca hizmet edebilmek adına yaratılmadık mı biz? Ruhuma hediye edilen bu bedenin dünyadaki varlığının amacını merak etmek en doğal hakkım değil mi? Ruhumu bu beden sıkıştırmak niye? Beni sürekli sorgulatan ne? Düşünüyorum...
Baskı altında hiçbirşey öğrenilemeyeceğini okudum bugün.. Ve ilginç bir şekilde izlediğim bir videoda da bundan bahsediyordu. Yanlış yapmaktan korktuğumuz için sorulan soruya cevap vermekten kaçınıyormuşuz. Hayatın en önemli parçası ise yanlış yapmakmış. Ve sonuç olarak amaçsız,mutsuz bir hayatın bizi bekleme olasılığı yüksekmiş..
Geçmişimde yaşadığım ve farkında olmadığım şeylerin cezasını çekmek benim hatam mı inan bilmiyorum. Buna engel olabilir miydim zamanında? Bu kadar derin bir boşluğa düşebileceğimi bilebilir miydim? Her defasında aynı şeylere tekrar tekrar üzülmenin verdiği yorgunluk tüm enerjimi aldı benden.
Fazlasıyla yorgunum.
Sahip olduğum hayatı başka bir işe yaramayacağımı bildiğimden dolayı seviyor olabilir miyim?
Keşke bambaşka olsaydı çoğu şey...
Keşke kelimelerle dost olsaydı dilim. Düşünmeden konuşabilseydim...
Herşeyi doğrulamak zorunda kalmasaydım.. Kendimi inandırmaya çalışmasaydım..
'Nar'
Baskı altında hiçbirşey öğrenilemeyeceğini okudum bugün.. Ve ilginç bir şekilde izlediğim bir videoda da bundan bahsediyordu. Yanlış yapmaktan korktuğumuz için sorulan soruya cevap vermekten kaçınıyormuşuz. Hayatın en önemli parçası ise yanlış yapmakmış. Ve sonuç olarak amaçsız,mutsuz bir hayatın bizi bekleme olasılığı yüksekmiş..
Geçmişimde yaşadığım ve farkında olmadığım şeylerin cezasını çekmek benim hatam mı inan bilmiyorum. Buna engel olabilir miydim zamanında? Bu kadar derin bir boşluğa düşebileceğimi bilebilir miydim? Her defasında aynı şeylere tekrar tekrar üzülmenin verdiği yorgunluk tüm enerjimi aldı benden.
Fazlasıyla yorgunum.
Sahip olduğum hayatı başka bir işe yaramayacağımı bildiğimden dolayı seviyor olabilir miyim?
Keşke bambaşka olsaydı çoğu şey...
Keşke kelimelerle dost olsaydı dilim. Düşünmeden konuşabilseydim...
Herşeyi doğrulamak zorunda kalmasaydım.. Kendimi inandırmaya çalışmasaydım..
'Nar'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)