9 Mayıs 2013 Perşembe

7.12.2011



Yazmaya başlamadan önce bir başlık bulmak gerek. Ama ben öyle doğaçlama yazıyorum ki önceden kestiremiyorum ne yazacağımı, ve nasıl sonlandıracağımı da.Böyle olunca başlık bulamıyorum  yazılarıma. Hatırlar mısınız, orta okulda kompozisyon dersimiz vardı da yazılıda sadece bir kompozisyon yazardık.Ben nice sınav kağıtlarımda başlık yazmayı unutup vermişimdir kağıdı. Bunun yüzünden hep puan kırmıştır hocalar benden. Üstelik o zaman deyim, atasözü, özdeyiş gibi belli bir cümle üzerinden bir kompozisyon çıkarmamız istenirdi yani ne yazacağımız başından belliydi de ben yine başlık yazamazdım. Sıra arkadaşıma bakardım , acaba ne yazmış?, diye kopya çekmek için.
Belli bir düşünce üzerinden yazmam gerektiğinde kilitleniyor beynim, ilerlemiyor kalemim.O yüzden hiç pekiyi alamadım hep iyi almışımdır. İyi, alıyormuşsun ya daha ne istiyorsun diye düşünebilirsiniz. Galiba, diğer derslerimde de pekiyi değil de iyi bir öğrenci olmamın yüzü  hürmetine o puana layık görülürdüm. Edebiyat, resim,beden, müzik gibi dersler; sözüm ona asıl bilimlerdeki başarına göre değerlendirilirdi. Demek isterdim fakat öyle geldi öyle gitmekte.
Okunma kaygısı gütmeden yazıyorum bu satırları, içimden geldiği gibi başlayıp içimden geldiği gibi sonlandırıyorum. Başlık yazamadığım gibi sonuç da yazamam ama gelişme paragrafını güzel yazardım. Başka da ne kaldı zaten geriye değil mi? Ne diyordum, işte okunma, puan alma gibi kaygılar gütmediğim için ne başlık var bu yazılarda ne de sonuç cümlesi. Ben böyleyim diye rest çekmiyorum, zaten kendimle baş başayım herhangi bir eylemim de yine kendime yapılacağından dolayı anlamsız olacaktır. Kendi kendime rest çekip de tavır yapamam ya. Bu eksik yazıların beni ileride yürümek istediğim yola götürecek köprüleri oluşturacağına inanıyorum. Tecrübeye önem veriyorum ben. Bir gün başlık atmadığım zaman da sonuç yazmadığım zaman da bunun eksikliğini duyup yazımı tamamlayacağımı düşünüyorum. Belki o zaman okunma kaygısıyla yazarım. Böyle bir kaygının varlığıyla nasıl dönüşüme uğrar yazılarım bilmiyorum.
Çok kötü de olsa ortaya çıkanlar, önemsemiyorum şimdilik. Çünkü sevdiğim için yazıyorum, daha fazlası, yazmak istiyorum evet istiyorum. Bir şeyi istediğim zaman düşünürüm ben, acaba neden istiyorum diye?Sadece istediğim zaman mı, bir düşünce düştü mü aklıma düşünmeden yapamam ben. Sonunda ne olduğunu bulmak için düşünüyorum ya da kesinlikle buluyorum bu eylemlerim sonunda demiyorum.Sadece düşünürüm o kadar. Beynimi hiç rahat bırakmam ki ben. Çoğu zaman beynimin düşünceden çatlayacak gibi olduğunu hissettiğim bir duyguyla dolaşırım.Fakat  soruların cevabını bulmak, soruyu sormaktan çok daha zor. O kadar düşünceye yazık olmasın diye birtakım somut şeyler çıkarıyor insanoğlu tabi, ama ne kadar doğru olduğunu asla bilemiyor. Siz kendi vardığınız sonuçlara başkasının düşüncesini onayını ya da reddini almadan emin olabiliyor musunuz? Ben kesinlikle onlardan değilim. Düş hamalıyım ben. Kendimi rahatlatmak için bulduğum bir sonuç mu bilmiyorum ama sonunda rahatlıyorum, benim için işlevi de bu düşünmek ve yazmanın.

özgeyevski

2 yorum:

  1. Sen yazmayı seviyorsun, bende senin yazdıklarını okumayı.. Sadece iyi değil cok iyi yazıyorsun .
    Nar

    YanıtlaSil