4 Temmuz 2015 Cumartesi

Bir deli kız türküsü 3

Kendimi iyileştirme yolundaymışım habersizce. Kendi küllerimden yeniden doğma sürecindeymişim. Yalnızca farkında değilmişim. Kitabı okurken farkettim bunu. Yaşadıklarımı yüzüme tereddüt etmeden çarpan satırlarla karşı karşıya kaldım. Doğru yolda olduğumu bilmek ise en güzeli. 
Ben en dipte, en karanlıkta yaşarken ızdırabımı, hiç tanımadığım biri gelip çıkardı beni o girdaptan. İstanbul'un kilitlerini açan güzel insan ile başladı iyileşme sürecim. Ben onunla başladım ikinci doğuşuma. Bilgeliğe giden yolda desteğim oldu bilmeden. O benim kilit noktam oluvermiş. Hayata, İstanbul'a, insanlara bakışım değişti. Her zaman bir çıkış noktası vardı, olmalıydı. 
Ben o günden sonra kendimi tanımlayabildim. Kendimi tamamlamak için kimseye ihtiyacım olmadığını gördüm. Kendi içimde aslında bir bütün olduğumu, kendi kendime yetebildiğimi farkettim. Kaybedecek bir şeyim kalmamıştı sanırım bu şekilde kendi benliğimi buluvermiştim. Kitaplar bana bu yolda öylesine eşlik etti ki... Kurtuluşu onlarda buldum. 
Artık hata yapmaktan hiç korkmuyorum. Bu benim yaradılışımın sebebi, benliğimin mayası. 
Hata yapmak bize özgü.
Ve kurallar artık bana işlemiyor..

'Nar'

27 Haziran 2015 Cumartesi

Bir deli kız türküsü 2

Madem konuşarak çözemiyordum problemlerimi.. Yazmam gerekiyor dedim kendime. Kendi küllerimden yeniden doğabilmek için gayret göstermeliydim. Ve bu yolda tek başımaydım. Bunu biliyordum, hissediyordum. İçimde kırılıp etrafa belirsizce dağılan duygularımı toplamaya gücüm yoktu. O duyguları terketmeye, herşeye yeniden başlamaya karar vermiştim. Bunu kendim için yapmalıydım. Daha iyi olabilmek, mutlu olduğumu hissedebilmek için yapmalıydım. Hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağı, benim eski ben olmayacağım bir gerçekti. Fazlasıyla kaybım vardı kendimden. Toparlanmaya çalışmak belkide hala savaştığımın bir kanıtıydı. Bilemiyorum. 

Çok basit şeylerden alınabiliyor, çok basit şeylere kızabiliyordum. Beni üzen şeyleri asla unutmuyordum. Hissettiklerimi unutmam mümkün değildi. Konuşamadıklarım içimde yanan bir taş gibi oturmuştu. Her seferinde yandıkça yanıyordu. Ne diyeceğimi bilememekten, gerçekleri öğrenmek isteyip istemediğimi bilmediğimden, doğru dürüst tepki bile veremediğimden nefes bile almak zordu benim için. 

Ah İstanbul...
Bana öyle çok verdin ki sevdiklerimi...
Benden öyle çok aldın ki sevdiklerimi...
Dengeyi kuramadım. Göz yaşlarımı Sultan Ahmet'te, kahkahalarımı Beşiktaş sahilinde bıraktım ben. En sevdiklerimi acımasız bir şekilde kopardın benden. Seni sevdiğim kadar nefret de ettim senden. Bir daha sana dönmemek üzere kaçabilsem senden, her şeyi gerçekten geride bırakabileceğimi bilsem, ah bi bilsem... Kanatlarımı sen yapar, yine uçar kaçarım senden.

Ben seni çok sevdim dost. Öyle sevdim ki. Sen benim özgürlük, sevda, cesaret, en önemlisi de dost tanımımdın. Seni şu an sevmiyorum asla diyemem. Ama öyle kırgınım ki sana, öyle yaralar bıraktın ki bende.. Seni uzak tutma zamanım gelmiş kendimden. Küçücük olayı abartırım ya ben hani... O bizim sonumuz oldu dost. Demişsin ya '' Mutlu edemiyorsan son selamın vakti gelmiştir.'' diye mutlu ettiğin kadar üzüldüm ben. Belki de daha çok üzüldüm. İnan bunun ayrımını yapacak durumda bile değilim henüz. Ama son gün, o son güneşli haziran günü sana yine kırılarak bitirdim ben. Biz neden böyle olduk diye ne çok sordum ve ne çok cevap alamadım ben biliyor musun? Senin koca yalanının gerçek olduğu o günden beri nasıl uzağım ben kendimden sen biliyor musun? Kendimi senin o yalanına oturtmaya çalıştığım o zor günlerde ne kadar yalnızdım biliyor musun? Seni affetmeye ne kadar uğraştığımı biliyor musun? Ama hayır sen bunu haketmiyormuşsun. Benim tanıdığım sen zaten sen değilmişsin. Ben seni kafamda öyle güzel şekillendirmişim ki, sen de o role bürünüp parçam oluvermişsin. Sen giderken beraberinde beni de götürdün dost. Beni bende bırakmadın. Ben artık bambaşka biri olma yolundayım. Kararlıyım. Yeniden başlayacağım. 

Bu dönem kendimi kitaplara verdim seni düşünmemek, sana daha fazla sinirlenmemek için. Ne ben hakediyorum kendimi daha fazla parçalamayı ne de sen bu kadar düşünülmeyi. Kitaplarda bazen şifrelerin peşinde koşan bir adam oluveriyorum bazense toprağını güden bir ana... Ben olmamak için fazla uğraş veriyorum günlerdir. Kendimi dinlemek, kendim olmak istemiyorum bir süre. Kitapların sayfalarını kanat yaptım, kaçtıkça kaçıyorum kendimden. 

Seni unutmak mı? Seni asla unutamam dost. Ama sen benim için artık bir anı oldun. O haziran akşamı öldün sen bende. Çektiğim ızdırabı bilemezsin. Kimse bilemez. 

Ben böyle duygusal biri olmasaydım daha kolay geçer miydi bu alışma sürem?
Ben bu denli saf biri olmasaydım, sana inanmak o kadar kolay olur muydu?
Ben bu denli kararlı olmasam, senden bu şekilde vaz geçebilir miydim?

Bana yaşattığın güzel ve yalan günler aşkına!
Allah'a emanet ol dost!

'Nar'

15 Haziran 2015 Pazartesi

Bir deli kız türküsü...



Daha zor neler yaşayabilirim diye düşünmekten vazgeçtim. Bunun için özel bir uğraşım yok artık aslına bakarsan. Yaşadıklarımız zaten beraberinde vazgeçebilmeyi getiriyormuş arkasından. Acı çekiyorum. Özetle son 1 ayım bu şekilde geçiyor. ' Sen ne yaşadın ki acı çekiyorsun ' diye soranlara.. '' Acı çeken insan acı çekiyor demektir, acılar arasında hiyerarşi yoktur. Dereceleri olabilir, ama bu bir acıyı diğerinden daha mühim kılmaz. '' diyorum. Çokça sevdiğim birinin hayatıma katkısıdır bu ifade.


Özgür hissediyordum kendimi onunla beraberken. O benim çılgın ve özgür yanımdı. Hayranı olduğumu düşündüğüm o pisliğin bana kazandırdığı en güzel insandı o benim için. Hala benim için en güzel, en özgür, en güçlü, en ben!


Yıllarca beraber yaşadığımızı düşündüğüm tüm güzellikleri benden aldı götürdü bir gün... Yaşadıklarımın gerçek olup olmadığını sorgulattı bana. Özgürlüğüm ise tamamen elimden alınmış gibi hissettim. Özgür tarafım dediğim kişi beni kendime tutsak etmişti. Çokça kırgındım. Kabullenemedim. Bir daha konuşmak bile hata olacaktı o zamanki düşüncelerimde ... Tüm insanlara inancımı yitirdiğimi hissettim. Kabuğuma öylesine çekildim ki korkak ben geri dönmüştü. Önce kendimden korktum. Fazlasıyla korktum. Acaba yaşadıklarım gerçek miydi? Beynimin bir oyunu muydu? Bunun ayrımını nasıl yapacağımı bile bilemedim. Çok düşündüm, düşündükçe çok daha fazla kırıldım. Özgür yanımın bana ihanet ettiğini düşündüm. Yalandı yaşadıklarım, her şeyi saklamıştı 2 sene boyunca. 2 sene mutlu hissettiğim her durumda yalnız olduğumu öğrendim. Uyuyamadım, ağladım. '' Bana nasıl yapar? '' cümlesi günaydınım olmuştu.


Ben bunları yaşarken en çok bana ihtiyacı olduğunu biliyordu... Ben de biliyordum.. Kırgınlığımın geçmesini bekledim, bana yanında olmadığım için kızgın olsa bile o da bekliyordu, biliyordum. Her şeyi bana '' benle konuşmayacağını bile göze alarak bunu bilmen gerektiğini düşünüyorum '' diyerek anlatmıştı. Bu korku ona zaten yetmişti. O beni kaybetmekten korkmuştu, ben de onu kaybetmekten korkmuştum. Bana ihtiyacı olduğunu 1 hafta sonra daha fazla idrak etmiştim. Acı çekiyordu. Benim özgür yanım acı çekiyordu. Ona acı çektiren yıllar önce sevmeye başladığımız adamdı. Acısına ortak olamıyordum...

'Nar'

15 Mart 2015 Pazar

Varlığı teslimiyet

 Beni buraya o kadar aradan sonra neyin çektiğini tam olarak anlayamadım. Bu süre içinde yaşadığım en ulvi duygusal durumdan kendimi en iyi şekilde ifade edebildiğim biçimde yani yazarak bahsetmek istedim. Aslında bunu o histen arınmak, arınabilmek adına yapıyorum. Her gün bununla baş edebilmek, hele de benim gibi bir insanın bunu yapmaya çalışması, her gün evet bugun unuttum cümlesi ile avunabilmek, bugun daha da azaldı diyebilmek ve aynı zamanda bunların yalandan ibaretliğinin gerçekliğini sahiplenmek. Bunu öylesine kabullenerek sevdim ki. Yorulmadım inan. Hiç yorulmuyorum da. Kendime haksızlık mı yapıyorum düşüncesi haricinde çok fazla sorunum da yok... Desem de inanma. Öylesine karışık ki çoğu şey. Ondan kopamadığım için başkasına bağlanma duygusunu da yok ettim kendimde. Çok sahiplendim kendimce. Onun hayatına dahil ettim kendimi onun haberi olmaksızın. Onun sevdiği, kızdığı, yediği, içtiği her şey hayatıma dahil oldu. Tesadüfen paylaştığı şarkının hayatımda yer etmesine, her dinlediğimde acı çektirmesine ben izin verdim.
Çok korkuyorum.. Bir daha birini sevemeyeceğimi ilk defa bu kadar gerçek hissediyorum. Başkasına her bakışımda her merhabamda onun olmasından çok korkuyorum..
'Nar'

26 Nisan 2014 Cumartesi

Kaos

Son birkaç aydır kendimde değilim. Düşüncelerim yorgun ve pes etmiş şekilde beynimde varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. Kendime olan öz güvenimi soyutladım dünyadan.. Soyutladılar desem başkalarınn kendi hayatıma invaze olmasına izin verdiğim için daha çok kızacağım kendime. Ama gerçek olan da bu sanırım. Bezdirildim. Kötü olduğum, beceriksiz olduğum vuruldu sürekli yüzüme. Hiç bir şeyden anlamadığım savunuldu. Haksız olan taraf daima ben olduruldum. Halbuki beceriksiz, kötü ya da haksız olacak kadar vaktim bile olmadı. Her insan gibi tecrübelenerek adım attım hayata. Her an bir önceki andan daha donanımlıydı benim için. Hep sustum, susturuldum, susturulduk. Çok sevdiğimden sustum. Çok sevdiğim ne kendim ne de karşımdakiydi.. Öyle sevdim ben mesleğimi..
Tüm bunların üzerine ruhuma nüfuz edemeselerde vücuduma nüfuz etti tüm sıkıntılar. Hastalıklar hiç bırakmadı peşimi. Kendi hastalığım hiç üzmedi beni ama çok yordu. Ardından annemin hastalandığını duyunca dünyadaki tüm sesler yok oldu. Ben yok oldum. Bu sefer hiç düşünemiyordum.  Uyuşuktu tüm bedenim. Nereye neden gidiyor, neyi neden yapıyordum? Kendime cevap aramayacak kadar uyuşuktum. Cevabını gördüğüm tek şey gerçek dostların kim olduğuydu.. Kızdım uyuşukluğun çepe çevre sardığı beynim düşünemediğinden çok kızdım.. Ama öyle güzel geçti ki bu kızgınlık.. Tecrübe etmeyen bilemezdi. Sadece birşeyin daha fazla kafamda kazınmasını çok istedim. Ben bu dünyada yalnızdım...
'Nar'

26 Ocak 2014 Pazar

22 Ocak 2014 Çarşamba

Tabu

Bana yakışmayan, başkalarının bana yakıştırmadıklarını yapmamaktı. Kendi dünyamın en büyük tabusu olmuşum. Kendi dünyamı kendim oluşturdum sanmışım.. Pişmanlık yılların geçmesi ile bende daha çok artar oldu.. Yıllanmak bana ağır geldi.. Eksiklerimi yüzüme çarptı. İdeal olmaya ne gerek vardı? İdeal olunabilir miydi? Sabretmek bu işin çözümü de değil. Cevabımı bulamıyorum. Çünkü hayata yönelttiğim soru sessiz.. Ben bile duyamıyorum.
'Nar'